Dokunmalı kadın yüreğine Değmeli gözlerinin bebeklerine Elleriyle seni anımsatmalı Anımsatmalı ki kendin olabilesin Kadın ve yaşam Kadın ve özgürlük Dokunmalı kadın bir çiçeğe Dokunsun ki çiçek kendi anlamını bulsun Kurumasın yaşamın köhneliğinde Kardelen direncini yitirmesin Karanfil kızıllığından bir şey kaybetmesin Gül kendi kokusunu unutmasın Dokunmalı kadın erkeğe Deniz olabilmesi için İlk dalgada alabora olmamak için
Gözlerin Gözleriniz Fotoğraflarda değil artık Çoğalıyor yüreklerimizde İlk gülüşleriniz İlk bakışlarınız İlk cümleleriniz Yarım kalan çocukluk Yarım kalan yaşam yolculuğu Daha nice kelimeler bekliyordu Yarına ve umuda dair cümleler Oysa daha oyun kelimeleri bitmedi ki Siz uğurladıktan sonra Yarım kaldı sokak oyunları Yarım kaldı doğanın yeşil tonu Gökyüzünün maviliği uçurtmasız Yağmurun ezgisi çığlıksız Kar’ ın
Acılar olgunlaştırır derler Acıyla yoğrulan yaşamlar için Hayatın dehlizleri için Kalbin sızlayan kristalleri Kardelen direncini yitiriyor Bu neyin acısı Bu neyin olgunluğu Hani aşk demişti yaşamın bütün ustaları Aşk ile bakabilmek yarına Aşk ile kucaklamak sevgilini Aşk ile koklamak çiçeği Aşk ile dalgalanmak sularda Kaybolmadan, yok olmadan Yarım kalıyorum Bir almanın gövdeden ayrılan dilimi gibi
Bir gün gelir,Bir çift göz dokunur yüreğineBir gün gelir,O gözlerin gülüşü içini ısıtırBir gün gelir,Unuttuğum duygular çiçeklenirBir gün gelir,Yarına uyanmak için nedenim olurBir gün gelir,Şiirin dizeleri anlam kazanır Gözlerdir yüreğin bakışıBaktığında sızlatır yarayıBaktığında açılır göz pınarlarıİyi bak be gülümBu yüreğin çiçeklenişinide görBu yüreğin şelalesinide görGör ki karanlık şafaklar aydınlansınGör ki bunca kirlenmişlikte bir ışığım olsunGör
İnternet öncesi hayatı hatırlıyor musunuz? O dönem de kütüphane, kitaplar ve gazetelerden bilgiler edinilirdi. Bilmediğimiz konuları, aklımıza takılan soruları bildiğini tahmin ettiğimiz insanlara sorardık, ya da farklı araştırmalara girişirdik. Mektup vardı, bir kitabı okuyunca sevdiğimiz arkadaşlarımıza kitabın özetini yazar gönderirdik. Yeni yıla girmeden uzaktaki akraba ve dostlara kartpostal yazıp posta ile gönderirdik. Mahallede çocuklarla top
Soğuk bir kış günüDışarı da kar yangınlarıYüreğinde tonlarca ağırlığında bir acıBaba yüreği buUlaşmıyor sesiUlaşmıyor Karla kaplanmış geleceğe açılan yollarUfacık bir bedenKocaman bir yürekUmut nedir?Umut nerede?Umut MuharremDaha üç yaşında bir çocuk onun için kar bir oyun aracıOnun için beyaz bir örtü Baba için sesinin kısıldığı anSesinin ulaştığı yerden ses yokHareket yokGözler küçükMuharrem deGecenin karnında sesler kayboluyorUmut
Kaç yüz tanıdımHayata sunulmuş dokularıylaNice gözler gördümŞafakla aydınlananAcıyla yoğrulanSevdalarını yoldaş eyleyip güneşe yürüyen Yüzünü saklama bendenBırak bakayım ta derinlerineBelki bir şeyler söyleyecekHapsetme duygularının anlamınıDoğallığında aksın nehirlereO kendi anlamını bulacaktır Yüzündeki anlam senindirYüreğinden dışarıya ulaşanYaşamın tüm renkleri orda buluşuyorOrda saklıyorsun bütün gizleriniÖzgür bırakBırak kiKendimden bir şeyler bulayım Gözlerinde yağmur bulutları beliriyor bazenOlsun gülümBazen yüzünO değerli damlalarla
Kaç yüz tanıdımHayata sunulmuş dokularıylaNice gözler gördümŞafakla aydınlananAcıyla yoğrulanSevdalarını yoldaş eyleyip güneşe yürüyenYüzünü saklama bendenBırak bakayım ta derinlerineBelki bir şeyler söyleyecekHapsetme duygularının anlamınıDoğallığında aksın nehirlereO kendi anlamını bulacaktır …. 21.08.2007 Yüzler… ne çok şey anlatır değil mi? Onlara baktın mı, hiç bir kelime duymasan da çizgileriyle kendini ifade eder. Acıya da, hüznü de, sevinci ve
“Radyoda bir kaval sesi bu sabahBağdaş kurup oturdu soframa“Ekmeğim tazelendi sankiDağlı çiçekler serpildi yalnızlığımaBiliyorum çaresi yok bu çileninİşte gerçekÇıplak bir kaya gibi karşımdaÇay kırmızı bakıyor zeytin karaYine de susmuyor içimdeki pınarYaslanıp çok uzaklardaki dağlaraAz da olsaMor bakmak istiyorum insanlara”Adnan Yücel Yalnızlık, kalabalıklar içinde yalnızlık… bazen öyle bir boğar ki bizi, kendimizi mümkün olduğunca oralardan uzak
Susan nedir diye sorunSize duvarları anlatayımBeyaz, bembeyaz, yine beyazGönül torağının üzerine örülmek istenenHarcı acıyla, zulümle kavrulmuşSoğuk ve yüksek duvarlar Konuşan nedir diye sorunSize yüreğimi anlatayımCoşkun, sevdalı, umut doluŞarıl şarıl akan pınarınTatlı sularında yıkanan yüreğimiParmaklıklar ardına sığmayan yüreğimi29.07.2004 / Kandıra Susan nedir? Susan kimdir? “Susan” benim!… “Sustuğum” için yaşamdan kopuk sayılan benim. “Sustuğum” için yargılanan-sorgulanan yaşama