“bir oğlum olacak adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
ne kutup şafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
temmuz gibi sıcak ve bereketli
temmuz gibi uçsuz bucaksız….”
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Temmuz yazın sıcağının artık yüreğimize işlediği zamanlar, başakların sarımtırak renkleriyle doğayı kucakladığı, denizin mavi sularıyla serin duygularla bize kucak açtığı, gecenin kalbinde yıldızlarla ufka vardığımız, ateşler yakıp şarkıların coşkuyla yüreklere işlendiği aydır. Temmuz 37 yüreğimizi Sivas’ta bıraktığımız aydır; Umuttur temmuz, yarına dair özlemdir; buruktur yüreklerimiz temmuzda, köhnemiş çürümüş beyinleriyle yangınları yaratanlara isyandır. Çok vurulduk, kırıldık, her yürekte kendi yüreğimizi serdik yarınlara. Bu kaçıncı yangındı bedenlerimizin tutuştuğu, hangi yangından sonra susmuşuz ki, hangi yangın umudumuzu köreltebilir- yok edebilir. Biz her yangından sonra yeniden dalgalara dönüştük uğurladığımız yüreklerle yeniden haykırdık gelecek düşlerimizi, sevdalarımızı yeniden biledik yarına dair. Evet dağlandı yüreklerimiz, gözyaşlarımız yağmur olup yağdı, toprağa hayat verdi, yeniden filizlendik, yeniden boy verip yeşerdik, bilinçle öfkeyle yeniden yoğrulduk. Canlarımız yüreğimizde her temmuzda, her sabah da, doğan her günde yeniden yarınlara sevdamızı dile getirdik.
Evet bir kızımız yada oğlumuz olursa adı temmuz olmalı unutmadığımız unutturmayacağımız aylardan biri olmalı. Öfkesi benden daha güçlü olmalı ki haykırmalı, tükürmeli celladın, hainin suratına bir yumruk gibi inmeli hayatı köhneleştirenlerin tepesine. Sevgide deniz olmalı yeşeren filizlenen her fidanda, her tohumda yarınların sevdayla yoğrulup özlenen günleri her yüreğe taşıyabilmeli. Temmuz sıcak ve bereketli, hangi yangın bizim bu sevdayı görmemizi engelleyebilir, hangi yangın bizi bu güzelliklerden koparabilir ki? Biz ki bildikten sonra yaşamı sevdaya dönüştürmeyi, uçsuz bucaksız başakların sarısında her doğan gün yine biz varız, yine biz olacağız. Yarınlarda kahpe yangınların umutlarımıza dokunmadığı sabahlar da uyanmak ve yaşamak için başakların sarsında parlayan güneş ışınlarının yüreklerde doğması umuduyla…
Yorum bırakın